Botoks
Botoks, Clostridium botulinum adlı bir bakteri tarafından üretilen Botulinum Toksin A içeren bir nörotoksin ürünüdür. Yaygın ve yanlış kanı Botoksun yılan zehiri olarak bilinmesidir. Ayrıca uygulama yapılan kaslarda tamamen bir felç oluşturduğu da çok yanlış bilinen bir gerçektir. Botoks kaslarda aktivite kaybını tamamen ortadan kaldırmadan kaslarda sadece sınırlı bir aktivite sağlayarak ciltte kırışıklık yaratan kas kasılmalarını geçici olarak yavaşlatan bir uygulamadır. Bu işlem sadece kırışıklıklara neden olan mimik kaslarında değil aynı zamanda Spastik felç, yüz felci, şaşılık, hiperhidrozis (aşırı terleme), migren tedavilerinde de kullanılan etkin bir yöntemdir.
Botoks uygulaması yaygın olarak mimik kaslarının kasılması sonucu oluşan alın bölgesindeki kırışıklıkları, göz kenarı kırışıklıklarını (kaz ayaklarında), kaş arası (hiddet) çizgilerini, burun sırtındaki tavşan çizgisini, üst dudak üzerindeki ince çizgileri (smoker lines), dişeti gülüşünü (gummy smile), boyun derisindeki bantlarını önemli ölçüde ortadan kaldıran basit ve güvenli bir yöntemdir. Bu sayede düzenli aralıklarla yapılması halinde yaşın ilerlemesi ile ortaya çıkan çizgi ve kırışıklıkların tamamen kalıcı bir duruma gelmesi en aza indirgenmekte ve daha genç, daha dinç bir yüz ifadesi elde edilebilmektedir. Ayrıca kaş kaldırmada ve burun ucu kaldırmada, istemsiz kasılan göz kapakları tedavisinde, migren tedavisinde, aşırı terlemelerde (koltukaltı, el ve ayak terlemelerinde) botoks tedavileri yapılabilmektedir.
Botoks, bir cerrahi operasyon olmayıp çok ince bir iğne kullanılarak daha önce belirlenmiş alanlara uygulanan bir enjeksiyon işlemidir. Öncelikle uygulamanın yapılacağı alanlar dezenfektan ile aşağıdan yukarıya doğru olacak şekilde temizlenir. Ardından gerekli görülmesi halinde belirlenmiş uygulama alanlarına lokal anestezi kremi sürülür ve uyuşması için 15 dakika beklenir. Uyuşma için gerekli süre tamamlandıktan sonra insülin enjektörüne çekilen botoks çok ince uçlu iğnelerle belirlenen kaslara küçük dozlarda enjekte edilir. İşlem yaklaşık 10-15 dakika sürer. Çok ince uçlu bir iğne ile yapıldığından ağrılı bir işlem değildir, ancak uygulama yapılan bölgelerde hafif bir yanma ve acıma hissedilebilir. Botoks basit ve kısa süren bir işlem olup kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkilemez. Uygulamanın yapıldığı gün hastanın yüzüne çok sık dokunmaması, yüzünü ovuşturmaması , en az 3 saat dik pozisyonda durması , güneşe maruz kalmaması ve spor yapmaması gerekmektedir.
Botoksun etki süresi 4 ile 6 aydır. Düzenli sıklıkta botoks uygulaması yaptıran kişilerde bu süre 8 aya kadar uzayabilmektedir. İşlemden 2-3 gün sonra çizgiler kaybolmaya başlar. Ortalama 4-6 ay sonra uygulama yapılan alanlardaki kaslar aktivitelerini tekrar geri kazanır. Arzu edildiği takdirde 4-6 ay aralıklarla botoks işlemi rutin bir şekilde tekrarlanabilir. Botoks tedavisinin yüz kaslarının anatomisini ve işlevini çok iyi bilen tecrübeli ve deneyimli kişilerce yapılması gerekmektedir.
Dolgu
Dermal Dolgu işlemi özellikle yüzde oluşan kırışıklıkları, çizgileri ve çöken yerleri doldurmak amaçlı uygulanan kozmetik bir işlemdir. Genel olarak kullanılan dermal dolgu maddeleri 4 sınıfa ayrılır: Otolog yağ, Kollajen, Hyaluronik asit ve Sentetik dolgu maddeleri. Bunlar arasında günümüzde dünyada en çok kullanılan madde Hyaluronik asittir. Hyaluronik asit FDA onaylı, güvenli ve doğal bir üründür. Bu ürünün alerjik riski oldukça düşüktür. Ciltte enjekte edildiği bölgelerde bir miktar su tutarak da hacim etkisi yaratan Hyaluronik asit zamanla vücut tarafından emilir ve etkinliği giderek azalır. Etki süresi hastaya ve yapılan işleme bağlı olarak 9-24 ay arasında değişmektedir. Günümüzde kullanılan dolgu maddelerinden hiçbirinin kalıcı bir etkiye sahip olmadığı unutulmamalıdır. Bu nedenle etkisi geçtikten sonra belirli periyot aralıklarında tekrarlanmalıdır.
Dolgu kullanım alanları ve amaçlarını şu şekilde sıralamak mümkündür:
1.Dudak kalınlaştırma ve dolgunlaştırma: Yaş ile birlikte cildin hyaluronik asit içeriği ve su tutma özelliği azalmaktadır. Buna bağlı olarak dudaklar incelmeye ve dolgunluğunu kaybetmeye başlamaktadır. Dudakların tekrar eski dolgunluğuna kavuşturulması ve dudak konturunun belirginleştirilmesi veya asimetrinin düzeltilmesi için hyaluronik asit dolgu maddeleri kullanılabilmektedir.
2.Göz altı torbalanmaları ve çöküklükleri: Gözlerin ve yüzün yaşlı görünmesine katkıda bulunan başlıca faktörlerden biri göz altı torbalanmaları diğer bir deyişle göz altı halkalanmalarıdır. Günümüzde yaygın ve başarılı bir şekilde uygulanan ışıklı dolgu yöntemiyle bu problem bütünüyle çözülebilmekte ve hastada canlı, parlak bir bakış sağlanabilmektedir. Göz altı ışık dolgusunda kullanılan malzeme özel bir formüle ve içeriğe sahiptir. Cildin beslenmesini ve nemlenmesini arttıran, hyalüronik asit ve gerekli besin maddelerinin ( amino asitler, vitamin B6 ve antioksidanlar) bir karışımından oluşmaktadır. Göz altı ışık dolgusu ile göz altı ile yanaklar arasındaki seviye ve renk farkı başarılı bir şekilde giderilebilmektedir.
3.Kaş kaldırma: Düşük kaşlar çoğu zaman insanı olduğundan daha yaşlı ve yorgun gösterebilmektedir. Kaş bölgesine yapılan Hyaluronik asit dolgu maddesi enjeksiyonları ile kaşları yukarı doğru kaldırmak, bakışların daha dinamik ve genç bir ifadeye dönüşmesine olanak sağlamaktadır.
4.Burun şekillendirme: Son zamanlarda cerrahi olmayan rinoplasti olarak bilinen burun dolgusu ile burundaki boşluklar, asimetriler, girintiler başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Dolgu malzemesi olarak yine Hyaluronik asit kullanılmaktadır.
5.Elmacık kemiği, yanak, çene ve şakakları dolgunlaştırma: Yaşlanmayla birlikte yanak, çene ve şakaklarda yağ dokusu azalmakta, yüzde bir hacim kaybı oluşmaya başlamaktadır. Böylece o bölgelerde ciltte sarkma ve kırışıklıklar ortaya çıkmaktadır. Bu bölgelere yeniden hacim katmak ve yüze genç bir ifade kazandırmak için Hyaluronik asit bazlı dolgu maddeleri son derece başarılı bir şekilde kullanılabilmektedir.
6.Yüzdeki derin çizgi ve kırışıklıklar: Yaşla birlikte cildin Hyaluronik asit içeriği ve yağ dokusu miktarı azalmaktadır. Buna bağlı ciltte incelme, özellikle mimik kaslarının en çok kullanıldığı başta alın bölgesi olmak üzere yüzün birçok bölgesinde derin çizgi ve kırışıklıklar meydana gelmektedir. Bu çizgiler ve kırışıklıklar kişinin olduğundan daha yaşlı görünmesine sebep olmaktadır. Hyaluronik asit gibi dermal dolgu malzemeleri kullanılarak titiz bir çalışma ile kişiler olduğundan daha genç bir görünüme kavuşabilmektedir.
7.Yara ve sivilcelere bağlı derin çöküntüler: Estetik açıdan hoş görünmeyen yüzün herhangi bir bölgesindeki kimi zaman makyajla bile kapatılamayan derin çöküntüler Hyaluronik asit gibi dermal dolgu malzemeleri kullanılarak rahatlıkla kapatılabilir.
Dermal dolgu enjeksiyon (iğne) yöntemi ile yapılır. İşlemin yapılacağı bölgeye göre uygun miktarlarda uygun preparatlar belirlenir. Gerekli görülmesi halinde uygulamadan 30 dk önce işlem yapılacak bölgeye lokal anestezi kremi sürülerek bölgenin uyuşması beklenir. Ardından çok ince bir iğneyle dolgu maddesi deriye enjekte edilir. Dolgu maddesi, işlem yapılacak bölgeye ve işlemin niteliğine göre 4 teknikten biri ya da birkaçı kullanılarak enjekte edilir: Seri noktalama, Tünel (lineer), Yelpaze ve Çapraz tarama. Hangi yöntemin hangi bölgede nasıl kullanılacağı tamamen işlemi yapacak uzmanın bilgi, deneyim ve tecrübesine bağlıdır. Enjeksiyon açısı kusurun derinliğine göre belirlenir. Derin kusurlar için daha geniş açılı girişler yapılırken, orta ve yüzeysel kusurlarda 30-45 derece açılarda olmalıdır. Enjeksiyon yaparken defekti %5 oranında fazla düzeltmek akıllıca olabilmekte çünkü İğnenin dokularda ilerlemesi sırasında oluşan ani ödemin hesaba katılması gerekmektedir. Böylece ilave seanslara ihtiyaç azaltılmış olur. Çok ince bir iğne ile girişim yapıldığından enjeksiyon yapılan bölgelerde iz kalmaz. İşlem sonrasında uygulama bölgesinde kişinin cilt tipine bağlı olarak geçici hafif şişlik, kızarıklık, morarma, hassasiyet ve kaşıntı görülebilmektedir. Bu yan etkiler birkaç gün sonra gerileyebilmektedir.
Dermal dolgu uygulama süresi ortalama 15 dakikadır. İşlem bittikten sonra kişi hemen normal hayatına geri dönebilir. Dermal dolgunun asıl etkisi 2 gün sonra ortaya çıkmaktadır çünkü işlem sırasında oluşan ödemin çözülmesi 2 günü bulmaktadır. 2 hafta sonra kontrole gelindiğinde tamamlayıcı bir seans daha gerekebilir. Dermal dolgu etki süresi hastaya ve yapılan işleme bağlı olarak 9-24 ay arasında değişmektedir. Bu sürenin sonunda işlemi tekrarlamak gerekmektedir.
İşlem öncesinde herhangi bir ön test yapılmasına gerek yoktur. İşlemi uygulayan kişinin uzman ve tecrübeli olması önemlidir. Hangi bölgede işlem yapılırsa yapılsın doğallığı sağlamak bu işlemin temel amacı olmalıdır. DOĞAL OLMAYAN HİÇBİR ŞEY ESTETİK OLAMAZ.
